The Economist fon krizini yazdı: Borsadan iki günde 30 milyar dolar silindi
İngiliz ekonomi dergisi The Economist, Türkiye’de yatırım fonlarında yaşanan krizi “Turkey’s investment-fund fiasco” başlıklı analizinde ele aldı.
Dergi, son yıllarda bazı yatırım fonları ile bu fonların yatırım yaptığı şirketlerde görülen olağanüstü getirilerin ardından başlayan sert düşüşü ve düzenleyici kurumların müdahalesini değerlendirdi.
TERA FONUNDA ÜÇ YILDA YÜZDE 60 BİNİ AŞAN YÜKSELİŞ
The Economist’e göre Tera’nın ana fonu yalnızca üç yıl içerisinde yüzde 60 binin üzerinde yükseldi.
Destek Finans Faktoring hisselerinin ise halka arzdan sonraki yaklaşık 17 aylık dönemde yüzde 7 bin civarında değer kazanarak şirketi borsadaki en büyük şirketlerden biri haline getirdiği belirtildi.
Dergi, söz konusu getirileri “gerçek olamayacak kadar iyi görünen rakamlar” üzerinden değerlendirdi.
THE ECONOMIST: “BALON PATLADI”
The Economist, hızlı yükseliş döneminin ardından yaşanan gelişmeleri “balon patladı” ifadesiyle aktardı.
Dergiye göre önce Tera ve bazı diğer portföy yönetim şirketleri, yatırımcıların yoğun para çekme taleplerini karşılamakta zorlandı. Ardından bazı şirketlerin faaliyetlerine yönelik, bir yetkilinin “Ponzi benzeri” olarak nitelendirdiği yapı iddiaları gündeme geldi.
Türkiye’nin ana borsa endeksi 16 Eylül’de yüzde 5’in üzerinde geriledi. The Economist’in hesabına göre yaşanan satış dalgası iki gün içerisinde borsanın piyasa değerinden yaklaşık 30 milyar doların silinmesine neden oldu.
131 YATIRIM FONU TASFİYE SÜRECİNDE
Krizin ardından 131 yatırım fonunun tasfiye sürecine alınmasına karar verildi.
The Economist, söz konusu fonların toplam varlık büyüklüğünün yaklaşık 18 milyar dolar seviyesinde olduğunu ve en az 450 bin yatırımcının tasfiye sürecinin sonucunu beklediğini aktardı.
Türkiye’de düzenleyici kurumların 131 fonun tasfiyesine yönelik aldığı karar ve fonların 18 milyar doların üzerinde varlığı kapsaması Reuters tarafından da aktarıldı.
UYARILAR KRİZDEN ÖNCE GELMİŞTİ
The Economist, piyasalarda yaşanan sorunun bir anda ortaya çıkmadığını savundu.
Dergiye göre bazı fonlar, düşük işlem hacmine ve sınırlı halka açıklık oranına sahip şirketlerde yoğun pozisyonlar oluşturdu. Bu şirketler arasında fon yöneticileriyle bağlantılı olduğu öne sürülen şirketlerin de bulunduğu belirtildi.
The Economist, hisse fiyatlarının yükselmesinin fonların yüksek getiri açıklamasını sağladığını, bunun da yeni yatırımcıların sisteme girmesine katkıda bulunduğunu yazdı.
Yükselen hisselerin teminat gösterilerek borç alınması ve bu kaynakla yeni hisse alımlarının yapılmasının da pozisyonların daha fazla büyümesine yol açtığı ileri sürüldü.
MSCI TÜRKİYE PİYASASI İÇİN UYARMIŞTI
The Economist, MSCI’ın haziran ayında Türkiye piyasası hakkında yaptığı uyarıyı da hatırlattı.
MSCI, 23 Haziran 2026 tarihli piyasa sınıflandırma değerlendirmesinde Türkiye’de bazı küçük ölçekli şirketler ile bunlarla bağlantılı fonlar arasındaki olası koordineli işlemler konusunda uluslararası yatırımcıların endişelerini aktardı. Kuruluş, kasım ayına kadar yeterli ve inandırıcı ilerleme görülmemesi halinde Türkiye piyasasının nasıl ele alınacağı konusunda yeni bir istişare süreci başlatılabileceğini bildirdi.
DÜZENLEYİCİLERİN GEÇ HAREKETE GEÇTİĞİNİ SAVUNDU
The Economist, Türkiye’deki düzenleyici kurumların söz konusu risklere karşı yeterince hızlı hareket etmediğini öne sürdü.
Dergi, Sermaye Piyasası Kurulu’nun fonların belirli hisselerde aşırı yoğunlaşmasını sınırlamak amacıyla ağustos sonunda devreye aldığı yeni düzenlemelerin ardından fon yöneticilerinin ellerindeki bazı hisseleri satmaya başladığını yazdı.
Hisse fiyatlarının düşmesi üzerine yatırımcıların fonlardan çıkış taleplerinin arttığı ve likidite sıkışıklığının daha görünür hale geldiği belirtildi.
Reuters da krizin, likit olmayan ve halka açıklık oranı düşük hisselerde yoğunlaşan fonların satış baskısıyla karşılaşmasının ardından büyüdüğünü aktardı.
ŞİMŞEK: SİSTEMİK RİSK YOK
Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek ise yaşanan sorunun finansal sistemin tamamını tehdit etmediğini belirtti.
Şimşek, sorunlu fonların sektörün sınırlı bir bölümünü oluşturduğunu ve finansal sistem açısından sistemik risk görmediklerini söyledi. Krizin daha geniş finansal sisteme yayılmadığı yönündeki değerlendirmeler uluslararası haber kuruluşlarının haberlerinde de yer aldı.
The Economist’e konuşan Aberdeen portföy yöneticisi Viktor Szabo da krizin ekonominin geneline yayılmadığını belirtti.
Dergiye göre borsadan çıkan yatırımcıların önemli bölümünün döviz yerine yüksek faizli Türk lirası mevduat hesaplarına yönelmesi nedeniyle dolarizasyon konusunda korkulan tablo da şu ana kadar ortaya çıkmadı.
TÜRKİYE PİYASASINA GÜVEN TARTIŞMASI
The Economist, buna rağmen yaşananların Türkiye sermaye piyasalarına duyulan güven üzerinde olumsuz etki oluşturduğunu savundu.
Dergi, Türkiye’nin İstanbul’u uluslararası bir finans merkezi haline getirme hedefine dikkat çekerek fon krizinin bu hedef açısından olumsuz sonuçlar doğurabileceği değerlendirmesinde bulundu.
RBC BlueBay Asset Management’tan Timothy Ash’in de Türkiye hisse senedi piyasasındaki düzenleyici yapıya yönelik eleştirilerine yer verildi.
SİYASİ KORUMA İDDİALARINI DA GÜNDEME GETİRDİ
The Economist analizinde, krizde rol oynadığı öne sürülen bazı portföy yönetim şirketlerinin siyasi korumaya sahip olduğu yönündeki iddiaların da araştırılması gerektiğini savunan analistlerin görüşlerine yer verdi.
Dergi, düzenleyici kurumların neden daha erken müdahale etmediğinin açıklığa kavuşturulması gerektiği yönündeki değerlendirmeleri aktardı. Bu bölümde yer alan siyasi koruma iddiaları The Economist’in ve görüşüne başvurduğu kişilerin değerlendirmeleri olup, doğrulanmış bir bulgu olarak ortaya konulmadı.
YÜKSEK ENFLASYONDAN KAÇAN YATIRIMCI BORSAYA YÖNELDİ
The Economist, fon krizinin arka planında Türkiye’de son yıllarda yaşanan yüksek enflasyonun da etkili olduğunu değerlendirdi.
Dergiye göre tasarruflarının değer kaybetmesini engellemeye çalışan vatandaşların yüksek getiri arayışı, yatırım deneyimi sınırlı çok sayıda kişinin fonlara ve oynaklığı yüksek hisselere yönelmesine neden oldu.
Analizde, yaşanan düşüşün ardından yatırımcıların yüksek getirinin aynı zamanda yüksek risk taşıyabileceği gerçeğiyle karşı karşıya kaldığı değerlendirmesine yer verildi.
The Economist, olağanüstü hisse yükselişlerinin yatırımcılar açısından yalnızca getiri fırsatı değil, aynı zamanda dikkatle değerlendirilmesi gereken bir risk işareti olabileceğini vurguladı.